<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ogkf.net &#187; Biyografi</title>
	<atom:link href="http://www.ogkf.net/category/biyografi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ogkf.net</link>
	<description>Teknoloji ve Gündem Haberleri</description>
	<lastBuildDate>Fri, 30 Jul 2010 13:27:05 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>C.RONALDO(05.02.1985)</title>
		<link>http://www.ogkf.net/c-ronaldo05-02-1985</link>
		<comments>http://www.ogkf.net/c-ronaldo05-02-1985#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Apr 2010 14:42:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[cristiano]]></category>
		<category><![CDATA[dünyanın en iyi futbolcusu]]></category>
		<category><![CDATA[harika]]></category>
		<category><![CDATA[kıvrak]]></category>
		<category><![CDATA[ronaldo]]></category>
		<category><![CDATA[süperstar]]></category>
		<category><![CDATA[zeki]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogkf.net/c-ronaldo05-02-1985</guid>
		<description><![CDATA[Cristiano Ronaldo (5 Şubat 1985, Funchal), tam adı Cristiano Ronaldo dos Santos Aveiro olan Portekizli futbolcu. Şu anda ispanya’nın ve dünyanın en ünlü futbol kulüplerinden biri olan real madrid‘de oynamaktadır.
Ronald Reagan hayranı olan babası bu yüzden ona Ronaldo ismini vermiştir.
Profesyonel olmadan önce Andorinha, CD Nacional ve son olarak Sporting Lizbon genç takımında oynayan Ronaldo, 17 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cristiano Ronaldo (5 Şubat 1985, Funchal), tam adı Cristiano Ronaldo dos Santos Aveiro olan Portekizli futbolcu. Şu anda ispanya’nın ve dünyanın en ünlü futbol kulüplerinden biri olan real madrid‘de oynamaktadır.</p>
<p>Ronald Reagan hayranı olan babası bu yüzden ona Ronaldo ismini vermiştir.</p>
<p>Profesyonel olmadan önce Andorinha, CD Nacional ve son olarak Sporting Lizbon genç takımında oynayan Ronaldo, 17 yaş altı Portekiz milli takımında da dikkat çekmişti. Profesyonel kariyeri yine Sporting Lizbon‘da başlayan genç oyuncu, 2003 yılından beri Manchester United‘da oynuyordu. Başarılı performansı nedeniyle 2007 yılında sözleşmesi 5 yıl daha uzatıldı.ancak 2009 yılında real madrid&#8217;e transfer olur.<br />
İngiltere’de ilk maçına 16 Ağustos 2003‘te Bolton Wanderers a karşı çıktı. Manchester United’da David Beckham’ın 7 numaralı forması verilen Ronaldo, aynı zamanda bu takımda oynayan ilk Portekizliydi.</p>
<p>Manchester United forması ile ilk sezonunda Sir Matt Busby Yılın Futbolcusu ödülünü almıştır. 2002/2003 sezonunda 25 maçta forma giymiş ve 3 gol atmıştır. 2003/2004 sezonunda 39 maçta forma şansı bulmuş ve 8 gol atmıştır, ayrıca FA Cup finalinde Millwall ile oynanan maçta forma giymiştir.Daha önce Portekiz’in Sporting Lizbon takımında oynamıştır. Onu diğerlerinden farklı kılan özelliği çok hızlı olması, inanılmaz bilek hareketleri ve çalım yeteneğine sahip olmasıdır. Euro 2004 de yıldızı parlayan oyuncu, Portekiz milli takımının vazgeçilmez ilk 11′i arasında bulunmaktadır.</p>
<p>Günümüzde birçok şirket reklamlarını Cristiano Ronaldo ile çekmeyi istemektedir ve bu yüzden onunla iş yapmak isteyen tonlarca parayı gözden çıkarmak zorundadır. Pepe Jeans reklamında oynamıştır. Ayrıca Japon otomobil ve motosiklet üreticisi Suzuki şirketinin Suzuki Swift araba reklamında oynamıştır. Bunlar dışında özellikle de Nike şirketinin yarattığı Joga Bonito akımının süperstarları arasında bulunmaktadır.</p>
<p>Cristiano Ronaldo nun Sporting Lizbon‘dan Manchester United takımına transferi çok ilginçtir.İki takımın hazırlık karşılaşmasında Sporting Lizbon forması giyen yıldız Manchester United‘a karşı adeta tek başına oynayarak takımının kazanmasını sağlamıştır.Böylece Cristiano Ronaldo’yu beğenen manchester united takımı  ronaldo&#8217;yu transfer etmiştir.ardından Cristiano Ronaldo’yu isteyen real madrid takımı zorluklarla ronaldo&#8217;yu transfer etmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogkf.net/c-ronaldo05-02-1985/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ADOLF HİTLER(20 nisan 1889-30 nisan 1945)</title>
		<link>http://www.ogkf.net/adolf-hitler20-nisan-1889-30-nisan-1945</link>
		<comments>http://www.ogkf.net/adolf-hitler20-nisan-1889-30-nisan-1945#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Apr 2010 14:35:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[adolf hitler]]></category>
		<category><![CDATA[diridiri gömmek]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[klara pçlz]]></category>
		<category><![CDATA[korkunç adam]]></category>
		<category><![CDATA[kötü adam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogkf.net/adolf-hitler20-nisan-1889-30-nisan-1945</guid>
		<description><![CDATA[Adolf Hitler, 20 Nisan 1889’da Alois (Schicklgruber) Hitler (1837-1903) ve Klara Pölzl’in (1860-1907) üçüncü çocuğu olarak Yukarı Avusturya’da, Almanya sınırına çok yakın küçük bir kasaba olan, Braunau am Inn’de dünyaya geldi. Ev kadını olan annesi Klara, Alois Hitler’in 3. eşi ve aynı zamanda da ikinci dereceden kuzeniydi. Aralarındaki akrabalık nedeniyle kilisenin özel izniyle evlenen çiftin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Adolf Hitler, 20 Nisan 1889’da Alois (Schicklgruber) Hitler (1837-1903) ve Klara Pölzl’in (1860-1907) üçüncü çocuğu olarak Yukarı Avusturya’da, Almanya sınırına çok yakın küçük bir kasaba olan, Braunau am Inn’de dünyaya geldi. Ev kadını olan annesi Klara, Alois Hitler’in 3. eşi ve aynı zamanda da ikinci dereceden kuzeniydi. Aralarındaki akrabalık nedeniyle kilisenin özel izniyle evlenen çiftin Gustav ve Ida adındaki ilk iki çocukları daha bebekken ölmüş, Adolf’dan sonra dünyaya gelen Edmund ise sadece 6 yaşına kadar hayatta kalabilmişti. 21 Ocak 1896’da ise kız kardeşi Paula Hitler dünyaya geldi.<br />
Gümrük memurluğu yapan babası Alois Hitler’in, 2. eşinden de Alois Jr. ve Angela isimlerinde iki çocuğu vardı. Gayri meşru olarak dünyaya gelen Alois, 39 yaşına kadar annesinin soyadını (Schicklgruber) taşıdı. Ziyaret ettiği doğum kayıtlarından sorumlu bir rahibin, üvey babasının ‘Johann Georg Hiedler’ olduğunu ( bir diğer olasılık ise kardeşi Johann Nepomuk Hiedler’di) kanıtlamasıyla ‘Hiedler’ soyadını kullanmaya başladı. Hiedler, Huetler ve Huettler gibi şekillerde telaffuz edilen soyadı, son olarak Hitler şeklinde yerleşti. (Sonraları Adolf, politik düşmanları tarafından soyadının aslında Hitler olmadığı, Schicklgruber olduğu suçlamalarıyla karşılaştı. Ayrıca 2. Dünya Savaşı sırasında, Alman şehirleri üzerinden ‘Heil Schicklgruber’ (Yaşasın Schicklgruber) ibaresi taşıyan broşürler uçaklardan atılarak müttefik propagandası olarak da kullanıldı.) </p>
<p>Yasal olarak Hitler soyadı ile dünyaya gelen Adolf’un anneannesinin ismi de Johanna Hiedler’di. İsmi eski Almanca’da ‘asil kurt’ (Adolf = nobelity + wolf) anlamına gelen Adolf, akrabaları arasında kısaca ‘Adi’ ismiyle biliniyordu. (Adolf Hitler, yakın çevresiyle arasında, 1920’lerin başlarından 3. hükümetin düşüşüne kadar ‘Wolf ‘ takma adını kullandı. Hatta bu durum Avrupa kıtasındaki çeşitli merkezlerin isimlerinde de etkili oldu. Doğu Prusya’da Wolfsschanze, Fransa’da Wolfsschlucht, Ukrayna’da Werwolf gibi.) </p>
<p>Babasının çıkan tayinleri nedeniyle Braunau’dan Passau’ya ardından Lambach’a, Leonding’e ve Linz’e taşınmalarıyla, ilkokul eğitimini çeşitli okullarda alan Adolf, başarılı bir öğrenciydi. </p>
<p>En çok tarih ve coğrafya derslerinde başarı gösteriyordum. İşte bu sıralarda &#8220;milliyetçi&#8221; oldum ve tarihin gerçek anlamını anlamayı, idrak etmeyi ve bu konuya nüfuz edebilmeyi öğrendim. Zevklerim, beni babamın hayatına benzer bir hayata itmiyordu. Konuşma yeteneğim, çocukluk arkadaşlarıma verdiğim, ikna edici ve daha doğrusu kandırıcı söylevlerle oluşmaya başladı. Kendi kendimi zor idare edebilen küçük bir lider olmuştum. Bu arada iyi bir öğrenci olduğumu da söyleyebilirim. Çalışmak bana kolay geliyordu. Boş zamanlarımda &#8220;Lambach Chanoine&#8221;lerin yanında şan dersleri takip ediyordum. (Kavgam, Bölüm. 1) </p>
<p>Linz’de başladığı lisede ise 1. sınıfı yeniden tekrarlamak zorunda kaldı. Kendisi gibi memur olmasını isteyen babasının aksine, Adolf ona direniyordu ve ressam olmak istiyordu. </p>
<p>Konuşma yeteneğim babam tarafından takdir edilmiyordu. Ailem benim davranışlarımdan dolayı endişeleniyordu.Konuşma hevesim yavaş yavaş kaybolurken, kişiliğime daha uygun becerilerim ortaya çıktı. Babamın kütüphanesinde elime geçen askeri konularla dolu çeşitli kitapları ve 1870 &#8211; 1871 Alman Fransız savaşlarına ait yazıları büyük bir dikkatle okuyordum. Kısa zamanda kahramanlık, ahlaki düşüncelerimde birinci sıraya geçti. Savaşa ve askerliğe ait şeylerin tamamını her türlü kaynaktan toplamaya başladım. (Kavgam, Bölüm. 1) </p>
<p>Çizimlerine ve resimlerine çok güvenen Adolf, bu konudaki direnişine hiç ara vermiyordu. (1. Dünya Savaşı’na katılmasından önce, Hitler’in 2000’den fazla çizimi ve resmi vardı.) </p>
<p>Bir vakitler kendi hayatının en büyük halkalarını oluşturan şeyin, benim tarafımdan kabul edilmemesine bir türlü akıl erdiremiyordu, işte bu yüzden babamın kararı basit, emin ve çok doğaldı. Hayat kavgasının kazandırdığı çelik gibi bir karaktere sahip olan babam, benim, daha doğrusu tecrübesiz bir delikanlının geleceği hakkında karar vermesine izin vermiyordu. Fakat sonunda iş bambaşka oldu. (Kavgam, Bölüm. 1) </p>
<p>Hitler’in babası geçirdiği felç nedeniyle 3 Ocak 1903’te öldü. Babasının ölümünden 3 yıl sonra, liseyi terk edip, yetim çocuklar pansiyonuna yerleşen Adolf, annesinin de desteğiyle bohem bir hayat sürdürmeye başladı. </p>
<p>Benim için meslek problemi, tahmin ettiğimden çok daha kısa bir süre içinde çözülecekti. Çünkü, babam daha ben on üç yaşındayken ansızın vefat etti. Bir felç darbesi, babamı en güçlü döneminde iken yere vurdu. O dünyadaki hayatını acı çekmeden sona erdirdi. Fakat bizi büyük bir üzüntünün içine attı. Babamın en büyük isteği, oğlunu, kendisinin ilk günlerinde çektiği yokluklardan kurtarmak için bana meslek sahibi olmamda yardım etmekti. Bu isteğini gerçekleştiremedi. Fakat bilinçsiz bir biçimde benim içime, ikimizin de aklımızdan geçirmediğimiz bir geleceğin tohumlarını ekmişti. (Kavgam, Bölüm. 1) </p>
<p>Adolf, ağır şekilde hastalandı ve doktor tavsiyesiyle liseden bir yıl kadar uzak kaldı. Bu dönem boyunca çizimlerine devam etti. </p>
<p>Ciğerlerim feci şekilde hasta idi. Doktor anneme beni, gelecekte bir kalem odasına kapamamaya ve özellikle en az bir yıl Realschule&#8217;deki öğrenimime ara vermeyi öğütledi. Gizli isteklerimin ve daha da kararlı mücadelelerimin hedefi böylece bir hamlede sağlanmış oluyordu. Hastalandığım için annem Realschule&#8217;yi bırakarak akademiye girmeme rıza gösterdi. (Kavgam, Bölüm. 1) </p>
<p>1907 yılında başvurduğu Viyana Güzel SanatlarAkademisi (Academy of Fine Arts Vienna) tarafından ressamlığa uygun olmadığı gerekçesi ve yeteneklerini mimarlık alanında geliştirmesi öğüdüyle reddedildi. Adolf, bu öğüdü yerine getirmeyi çok istemesine rağmen bunun için teknik alt yapısı ve lise diploması olması zorunluydu. </p>
<p>Annesinin hastalığı ortaya çıktığında geçim kaynakları neredeyse kurumak üzere olan Adolf, kendisine bağlanan yetim aylığıyla geçiniyordu. Bu yüzden Viyana’ya gitme kararı aldı. </p>
<p>Bir çanta dolusu elbise ve çamaşırla Viyana&#8217;nın yolunu tuttum, içimde sarsılmaz bir irade vardı. Babam elli yıl önce kaderini zorlamayı başarmıştı. Babam gibi yapacaktım. Ama ben &#8220;adam&#8221; olacaktım, memur değil. (Kavgam, Bölüm. 1) </p>
<p>1907’nin 21 Aralık gününde, annesi iyice ilerleyen göğüs kanseri nedeniyle hayatını kaybetti. Hitler, çok büyük bir üzüntüye boğulmuştu. Artık tek isteği Güzel Sanatlar Akademisi’ne girebilmekti. </p>
<p>Babama saygı ile bağlanmıştım, annemi ise sevmiştim. (Kavgam, Bölüm. 1) </p>
<p>1908’de bir kez daha başvurduğu akademinin, onu yeniden reddetmesinin ardından umutlarını da yitirmiş bir şekilde tamamen parasız kaldı. Yetim maaşının kendi payına düşen kısmını da kardeşi Paula’ya veren Adolf, 21 yaşındayken halasından kalan az miktardaki miras parasının da bitmesiyle 1909’da evsizler yurduna yerleşti. Posta kartlarından kopyaladığı manzara resimlerini, dükkanlara ve turistlere satarak geçinmeye çalışan Adolf, 1910 yılında çalışan fakir adamların kaldığı bir eve yerleşti. </p>
<p>Nihayet on dört on beş yaşıma geldiğimde siyasetten bahsedildiği sıralarda Yahudi kelimesini duymaya başladım. Bu sözler ben de az da olsa bir itiraz etme duygusu uyandırıyordu. Mezhepler dolayısıyla çıkan kavga ve çekişmeleri gördüğüm vakit içimde nahoş hisler kabarıyordu.<br />
Almanla Yahudi arasındaki farkın sadece dinler arasında olduğunu zannediyordum. Hatta sürekli zulümlere hedef olmalarını, din (arkına veriyor ve bu yüzden de kendilerine antipati beslemiyordum.” </p>
<p>İşte kafam bu düşüncelerle dolu olarak Viyana&#8217;ya geldim. O günlerde Viyana&#8217;da iki milyon kişi yaşıyordu ve bu nüfusun iki yüz bini Yahudi idi. İşte ben bunun farkında değildim. İlk günlerde gözlemlerim ve düşüncelerim, yeni değer ve fikirlerin giriştikleri hücuma pek o kadar karşı koyacak kuvvette değildi. Nihayet içimde ağır ağır sükûnet ortaya çıkmaya başladığı ve bu hummalı hayaller açıklığa kavuştuğu sıralarda, Yahudi meselesi ile burun buruna geldiğim an ki, etrafımı çepeçevre saran dünyaya çok daha dikkatli bakmaya başladım. </p>
<p>Yahudi meselesi ile karşılaşmamdaki şekil bana pek hoş gelmedi. Ben o sıralarda Yahudi&#8217;yi sadece başka bir dine mensup bir kimse olarak kabul ediyordum. Dini çekişmelerden ve dini inanışlardan çıkan her türlü düşmanlığı, hoşgörü ve insaniyet adına daima kınamaktan da kendimi alamıyordum. Bu arada Viyana&#8217;nın Yahudi aleyhtarı basının tutumu da bana medeni bir milletin örf ve geleneklerine yakışmaz gibi geliyordu. (Kavgam, Bölüm. 1)” </p>
<p>Viyana’dayken, ilk kez içinde Doğu Avrupa’daki birçok Ortodoks Yahudi (Hitler’e göre ırkçı teorilerle karışık, geleneksel dinci ve önyargılı, geniş bir yahudi kitlesi) için, anti-semitist düşünceler barındırmaya başladı. Zamanla Lanz von Liebenfels’in ırk ideolojileri ve anti-semitizm hakkındaki yazılarından ve Vienna Belediye Başkanı, aynı zamanda Hıristiyan Sosyal Partisi’nin (Christian Social Party) kurucusu ve tarihin en şiddetli demagoglarından Karl Lueger ve Pan-Germanic Away from Rome! Hareketi’nin (pan-Germanic Away from Rome! Movement) lideri Georg Ritter von Schönerer gibi politikacıların yarattığı polemiklerden etkilendi. Daha sonra yazdığı Kavgam (Mein Kampf) adlı kitabında, dine bağlı anti-semitizm karşıtlığından, nasıl tam tersi bir zemine (anti-semitizmi ırkçı zeminde desteklemeye) geçiş yaptığını anlattı. </p>
<p>Hitler Yahudileri, kendi tanımladığı Ari Irk’ın doğal düşmanları olduğunu iddia etmeye başladı ve Avusturya’daki krizden de onları sorumlu tuttu. Aynı zamanda kendi Anti-semitizmini Anti-Marxism ile karıştırarak, Sosyalizmin ve özellikle de liderleri arasında birçok Yahudi bulunduran Bolşevizmin keskin hatlarını tanımladı. Almanya’nın uğradığı askeri bozgundan 1917 Devrimlerini sorumlu tutarak, yahudilere Almanya İmparatorluğu’nun askeri yenilgisinin ve sonuç olarak ortaya çıkan ekonomik problemlerin de suçlusu kabul etti. </p>
<p>Çok Uluslu Avusturya Monaşi Krallığı Parlementosu&#8217;ndaki patırtılı sahnelerden çıkardığı genellemeyle, demokratik parlementer sistemin aşağılığına ve bayağılığına dair sabit bir inanç geliştirdi. Bu da kendi politik görüşlerinin temeli biçimlendirdi. (Yakın arkadaşı ve oda arkadaşı August Kubizek’e göre ise Hitler o dönemde politikadan çok Wagner’in operalarıyla ilgilenmekteydi.) </p>
<p>Babasından kalan mal varlığının son parçasıyla mayıs 1912’de, Münih’e gitti. her zaman gerçek Almanya’da yaşamak istemişti. Mimariyle ve Houston Stewart Chamberlain’ın yazılarıyla daha da ilgilenmeye başladı . </p>
<p>1912 yılının baharında Münih&#8217;e gittim, Sanki yıllarca orada .oturmuşum gibi şehir bana hiç yabancı gelmedi, incelemelerim beni defalarca bu Alman sanatının merkezine götürmüştü. Münih bilinmezse Almanya görülmüş sayılamayacağı gibi, Münih tanınmadıkça Alman sanatı hakkında da bir fikre sahip olunamaz. (Kavgam, Bölüm. 4) </p>
<p>Münih’e gitmesi, bir süreliğine Avusturya’daki askerlik görevinden de kaçmasını sağladı fakat sonrasında Avusturya Ordusu tarafından tutuklandı. Yapılan fiziksel inceleme ve pişmanlık savunması sonrasında askerlik için elverişsiz sayıldı ve Münih’e dönmesine izin verildi. Buna rağmen ağustos 1914’de Almanya 1. Dünya Savaşı’na girdiğinde acilen Bavyera kralı 3. Ludwig’den Bavyera alayında savaşmak için izin ricasında bulundu. İsteği kabul edildi ve Hitler gönüllü olarak Bavyera ordusuna katılmış oldu. </p>
<p>Siyasi sebeplerden dolayı önce Avusturya&#8217;yı terk ettim. Habsbourglar Devleti için mücadele etmek istemiyordum. Fakat milletim ve imparatorluk için her an ölmeye hazırdım. 3 Ağustosta Kral Üçüncü Louis&#8217;ye bir dilekçe sundum ve Bavyera alayına girmek lütfunun benden esirgenmemesini talep ettim. Hiç şüphe yok ki o günlerde özel kalem daireleri pek meşguldü, işte bundan dolayı, hemen ertesi günü, isteğimin kabul edildiği haberini ve bir Bavyera alayına müracaat emrini alınca pek çok sevindim. Birkaç gün zarfın da ancak altı yıl sonra sırtımdan çıkaracağım üniformamı giydim işte benim ve her Alman için şu ölümlü hayatın en unutulmaz ve en yüce zamanı bu suretle başladı. (Kavgam, Bölüm. 4) </p>
<p>Fransa ve Belçika’da, 16. Bavyera Yedek Alayı karargahında haberci olarak aktif hizmette bulunan ve düşman ateşine maruz kalan Hitler, yanındaki diğer askerlerin aksine yemeklerden ya da zor koşullardan asla şikayet etmedi. Bunun yerine sanat ya da tarih hakkında konuşmayı tercih eden Hitler, ordu gazetesi için bazı karikatürler ve eğitsel çizimler de yaptı. Görevini yaparken ki sürati ve başarısı nedeniyle ilki aralık 1914’de İkinci Sınıf Demir Haç (Iron Cross, Second Class) ve diğeri de ağustos 1918’de ve er düzeyindeki bir askere nadir olarak verilen bir onur olan Birinci Sınıf Demir Haç (Iron Cross, First Class) olmak üzere iki askeri nişan aldı. </p>
<p>Hitler alayı terketmek istememesine rağmen, gene de ‘liderlik özelliklerinin yeteri çerçevede olamadığı’ gerekçesiyle rütbesi yükseltilmedi. Bazı kaynaklara göre ise yükseltilmemesinin asıl nedeni Alman vatandaşı olmamasıydı. Alay karargahındaki görev mevkisi çokça tehlike içermesinin yanısıra ona sanat çalışmalarını sürdürmesi için de zaman veriyordu. Ekim 1916’da Fransa’nın kuzeyinde bacağından yaralanan Hitler, mart 1917’de ön saflardaki görevine geri döndü. Hitler, düşman ateşiyle yaralanması nedeniyle aynı yıl Gazi Nişanı aldı. </p>
<p>15 Ekim 1918’de savaşın sona ermesinden kısa bir süre önce, Hitler zehirli gaz saldırısından dolayı geçirdiği geçici körlük nedeniyle, savaş meydanındaki askeri hastaneye götürüldü. David Lewis ve Bernhard Horstmann gibi bazı psikologlara göre ise bu geçici körlüğün sebebi geçirdiği bir histeri kriziydi. Hitler, hayatının amacının Almanya’yı kurtarmak olduğuna iyice ikna olmuştu. </p>
<p>Uzun zamandır Almanya’ya hayran olan Hitler, hala Alman vatandaşı olmamasına rağmen savaş sırasında da tutkulu bir vatansevere dönüştü. Alman ordusu hala düşman topraklarını tutmaktayken, kasım 1918’de Almanya’nın teslim olmasıyla şoka uğradı. Birçok Alman milliyetçisi gibi o da savaş alanında değil masada yenilmelerini tasvir eden ‘sırtından bıçaklandığına inandı. Buna neden olan politikacılar daha sonra ’Kasım Suçluları’ olarak adlandırıldılar. </p>
<p>Versay Antlaşması, Almanya’yı çeşitli topraklardan yoksun bırakırken, Rhineland’i askeri güçlerden temizledi ve zorlu ekonomik yaptırımlar yükledi. Antlaşma aynı zamanda da Almanya’yı, Büyük Savaş’ın tüm dehşetinin suçlusu ilan etti ve miktarı belirlenmemiş bir tazminat yükümlülüğü getirdi. Sonrasında, miktar (Dawes Plan), (the Young Plan) ve (the Hoover Moratorium) antlaşmalarıyla tekrar tekrar revize edildi. Antlaşma, Almanlar tarafından aşağılanma olarak görülen, tüm suçun kendilerine yüklenmesinin yanında, silahlı güçlerin neredeyse tamamının kaldırılması, hava gücü ve denizaltılar olmadan, sadece 6 savaş gemisine ve silahlı araçları olmayacak 100.000 kişilik bir orduya izin verilmesi gibi ağır hükümler içeriyordu. </p>
<p>Bu antlaşma, hem sosyal hem de politik şartlar açısından Hitler ve partisinin (National Socialist Party) kendilerine güç arayışı sırasında oldukça önemli bir faktör oldu. Almanya’yı ayağa kaldırmak için, antlaşmanın Kasım Suçluları tarafından imzalanmasını kullanmaya karar verdiler ve Paris Konferansı sırasında çok az seçim hakları olmasına rağmen, onları günahkeçisi yaptılar. </p>
<p>1. Dünya Savaşı’ndan sonra Hitler orduda kaldı ve Münih’e döndü. Burada (sonraki demeçlerinin aksine) öldürülen Bavyera Başbakanı Kurt Eisner’in cenaze yürüyüşüne katıldı. Münih Sovyet Cumhuriyeti’nin (Munich Soviet Republic) kaldırılmasından sonra Bavyera Reichswehr Grubu Karargahında, Eğitim ve Propaganda Bölümü (Education and Propaganda Department (Dept Ib/P) of the Bavarian Reichswehr Group) tarafından organize edilen ve Yüzbaşı Karl Mayr’ın ‘sosyal düşünce’ kurslarında yeraldı. Bu grubun anahtar amacı, savaşın patlak vermesi ve Almanya’nın yenilgisi için bir günah keçisi yaratmaktı. Günah Keçileri, uluslararası Musevi halkı, koministler ve parti çemberi dışındaki politikacılar kabul edildi. Bunlar özellikle de Weimar Koalisyon (Weimar Coalition) partilerindekiler ve ‘Kasım Suçluları’ olarak anılan politikacılardı. </p>
<p>Temmuz 1919’da askeri organizasyon (Reichswehr) içerisindeki İstihbarat Birliği’nde çalışmak üzere, polis casusları atadı. Bu casusların amacı, diğer askerleri benzer fikirlerle etkilemek ve imkanlar dahilinde bir sosyalist olması düşünülmüş Alman İşçi Partisi (German Workers&#8217; Party (DAP)) adındaki küçük partiye sızmayı mümkün kılmaktı. Hitler, bu denetleme sırasında politikacı Anton Drexler’in, toplumun tüm üyelerinin ortak dayanışmasıyla ve sosyalizmin Yahudi karşıtı bir versiyonu olup, güçlü, aktif bir hükümeti onaylayan ve anti-semitik, milliyetçi, anti-kapitalist ve de Marksizm karşıtı fikirlerine hayran kaldı. </p>
<p>Burada ayrıca partinin ilk kurucularından ve gizli Thule Society’nin de üyesi olan, Dietrich Eckart’la da tanıştı. Eckart, Hitler’in akıl hocası oldu. Onunla fikir alış-verişlerinde bulundu, ona nasıl giyinmesi ve nasıl konuşması gerektiğini öğretti ve ve onu geniş bir çevreye tanıttı. Hitler ona teşekkürünü kitabının ikinci bölümündeki övgüleriyle yaptı. </p>
<p>Ordudan mart 1920’de terhis olan Hitler ve eski üstleri, böylelikle parti aktivitelerinde tam zamanlı yeralmaya başladılar. 1921’in başlarında Hitler, konuşmalarıyla çok geniş kitlelerin önünde bile son derece etkili hale geldi. Hitler, şubat ayında Münih’te yaklaşık 6 bin kişilik bir kalabalığın önünde konuştu. Merkezi Münih’de olan partinin amacı Yahudi toplumunu ortadan kaldırmaktı. Bir süre sonra Hitler’in parti içindeki gücünün arttığını gören yöneticilerin onu diktatör tavırları yüzünden eleştirmeleri nedeniyle 11 temmuz 1921’de partiden istifa etti. Fakat Hitler’in yokluğunun partininsonu olduğunu farkeden yöneticiler onu yeniden çağırdılar v ebu kez başkan olarak geri dönen Hitler, gücünü ilk önce aralarında kurucu üye Anton Drexler’in de olduğu kızgın komite üyelerini bastırdı. Bunun üzerine komite geri çekildi ve Hitler’in istekleri parti içinde oya sunuldu ve Hitler 1’e karşı 543 oy aldı. 29 Temmuz 1921’de Partinin lideri (Führer) ilan edildi ve adını Nasyonel Sosyalist Alman İşçiler Partisi (National Socialist German Workers Party &#8211; NSDAP) olarak değiştirdi. </p>
<p>1924’de hükümeti devirmeye çalışan fakat bunda başarılı olamayan ve geri döndüğü sırada intiharı düşünen Hitler tutuklandı. Birahane Olayı adı verilen bu eylem sebebiyle yargılandı ve 1 Nisan 1924’de 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu dönemde Kavgam adlı kitabı yazan Hitler, 20 aralık 1924’de halk için tehlike oluşturmadığı gerekçesiyle serbest bırakıldı. </p>
<p>Serbest kalmasının ardından Almanya’daki politik ortam sakinleşmiş, ekonomi iyiye gitmeye başlamıştı. 1928’de 12 milletvekili ile parlamentoya giren Partisi, 1929 Dünya Ekonomik Krizi’nin ardından 1930 seçimlerinde oyların %18’ini alarak 107 milletvekiliyle parlementoya girdi. 31 Temmuz 1932’deki genel seçimde oyların %37’sini alan Nazi Partisi ocak 1933’de Katolik Merkez Parti ile bir koalisyon hükümeti kurması amacıyla, Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg tarafından başbakan olarak atandı. Katolik Merkez Parti ile anlaşma sağlanamayınca Hitler, Milliyetçi Parti’nin desteğiyle yeni bir genel seçime gitmek istedi. </p>
<p>Çeşitli endüstri ve finans kuruluşlarından büyük parasal destekler alarak ve devletin olanaklarını da kullanarak büyük bir seçim kampanyası yürütmesinin yanısıra, 27 Şubat 1933’de Reichstag’ta çıkan yangının ardından Cumhurbaşkanı Hinderburg’a anayasanın kişi hak ve özgürlükleriyle ilgili maddelerini ortadan kaldıran bir kararname imzalatan Hitler, kendi partisi ve Milliyetçiler dışındaki tüm partilerin yayınlarını ve seçim çalışmalarını da durdurttu. 5 Mart 1933 günü yapılan seçimin sonunda oyların %44’ünü alan Nazi Partisi, hemen ertesi gün parlamentodan “Reichstag’ın tüm yetkilerini dört yıl süre ile kabineye devrettiğini” söyleyen bir yetki kanunu çakarttı. </p>
<p>23 Mart 1933’de ise &#8220;Halkta ve Almanya’daki Sıkıntının Kaldırılmasına Dair Kanun&#8221; (Gesetz zur Behebung der Not von Volk und Reicht) adı altında bir yetki tasarısının kabul edilmesini sağlayarak yürütme ve yasama erklerini eline aldı. Diğer partileri yasaklayan Hitler, yaptığı propagandalarla ve ikna kabiliyetini sayesinde bütün Alman halkını Nazi bayrağı altında birleştirdi ve kendisini, Almanyanın büyük lideri ilan etti. Alman ekonomisini kalkındıracağını sözünü savaş hazırlığı yaparak tutan Hitler, iş sahası oluşturdu ve büyük otobanlar inşa ettirdi. </p>
<p>Tüm halkı Alman ırkının üstün ırk olduğuna inandıran Hitler, ülkedeki Yahudileri ve diğer azınlıkları hedef olarak gösterdi. Bunun üzerine önce ülke genelinde daha sonra da 2. Dünya Savaşı süresince işgal edilen tüm topraklarda yaklaşık 5.5 milyon Yahudi ve yarım milyon çingene öldürüldü. Hitler, Alman ırkını iyileştirmek adı altında binlerce zihinsel engelli insanı da öldürttü. </p>
<p>Hitler tüm Almanca konuşan insanları bir çatı altında toplamak amacıyla önce Avusturya&#8217;yı, daha sonra Çekoslavakya ve Polonya&#8217;yı işgal etti. Bu işgallerin sonucu olarak Batı Avrupa ülkelerini ve Rusya&#8217;yı karşısına aldı. Savaşın çok geniş bir cephede yapılıyor olmasının yanısıra; tarihçilere göre Almanya’nın, Napolyon&#8217;un yaptığı hatayı tekrarlayarak Rusya&#8217;ya kış mevsiminde savaş açması ve sonra A.B.D.&#8217;nin de savaşa dahil olması onlara yenilgiyi getirdi. </p>
<p>1944’ün sonunda Kızıl Ordu, son Alman güçlerini de Sovyetlerden temizledi ve Avrupa’nın merkezine ilerlemeye başladı. Batı güçleri de Almanya’ya hücum etmekteydi ve Almanya, savaşı askeri açıdan kaybetmiş durumdaydı. Fakat Hitler, düşman güçlerle hiçbir antlaşmaya yanaşmadı ve kalan Alman askeri gücü, savaşmaya devam etti ve aynı zamanda katliamı da sürdürdüler. </p>
<p>Nisan 1945’de teğmenleri, Sovyet güçlerinin Berlin’e yaklaştıklarını kendisine bildirmesine ve Bavyera’ya ya da Avusturya’ya uçmasını önermelerine rağmen, Berlin’de kaldı. Buarada SS lideri Heinrich Himmler, kendi başına Almanya’nın anlaşmaya hazır olduğunu bildirdi ve Hermann Göring ise Bavyera’dan Hitler’e, o Berlin’de sıkışıp kaldığına göre bundan böyle kendisinin Almanya’nın liderliğini sürdürebileceğine dair bir telgraf yolladı. Hitler ise her ikisini de partiden attırdı ve onları vatan haini ilan etti. </p>
<p>30 Nisan 1945’de Sovyet güçleri iyice içerilere girip artık sokak sokak Hükümet Başkanlığı’na yaklaştığında, Hitler bulunduğu başmerkezde (Führerbunker) kendi kafasına bir kurşun sıkarak intihar etti. Aynı zamanda bir miktar siyanür içtiği anlaşılıyordu. Hitler’in ve 1 gün önce evlendiği Eva Broun’un cesetleri yardımcıları tarafından bir bomba kraterine konularak benzinle yakıldı ve Hitler’in isteğiyle köpeği Blondi de zehirlenerek öldürüldü. Ardından da Führerbunker bahçesine gömüldüler. </p>
<p>Rus güçleri içeri girip cesetleri bulduğunda ise diş kayıtlarıyla yapılan otopside teşhis edilen Hitler’in ve Eva Braun’un cesetleri, bir çeşit türbe haline gelmelerini önlemek için bir süre dolaştırıldıktan sonra, gizli Sovyet departmanı SMERSH tarafından Magdebug’daki yeni başmerkezlerinde gömüldü. 1970’de tesisin Doğu Almanya’ya devri sırasında ise kalanlar mezardan çıkarılarak tamamen yakıldı ve külleri Elbe Nehri’ne döküldü. </p>
<p>Hitler’in ölümün ardından yıkıma devam etmeleri için emirler bırakmış ve vasiyetnamesinde diğer Nazi liderlerini görmezden gelerek Grand Admiral Karl Dönitz’i Almanya Başkanı, Goebbels’i de Başbakan olarak göstermişti. Buna rağmen Goebbels ve eşi Magda 1 Mayıs 1945’de intihar etti. </p>
<p>Almanya’nın 2. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmasıyla ve 12 yıl süren Hitler iktidarının ardından Hitler, Nazi Partisi ve Nazizmin sonuçları tüm dünyada kötü kabul edildi.<br />
özellikle başkanlık yaptığı dönemde bile insanları diri diri gömüyordu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogkf.net/adolf-hitler20-nisan-1889-30-nisan-1945/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BÜLENT ECEVİT(1925-05.11.2006)</title>
		<link>http://www.ogkf.net/bulent-ecevit1925-05-11-2006</link>
		<comments>http://www.ogkf.net/bulent-ecevit1925-05-11-2006#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Apr 2010 11:28:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[başbakan]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bülen ecevit biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[bülent ecevit]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[zeki]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogkf.net/bulent-ecevit1925-05-11-2006</guid>
		<description><![CDATA[28 Mayıs 1925 tarihinde İstanbul&#8217;da doğdu. 1944 yılında Robert Kolej&#8217;den mezun oldu. Aynı yıl içinde çalışma hayatına Basın Yayın Genel Müdürlüğü&#8217;nde çevirmenlik yaparak başladı. 1946 yılında okul arkadaşı Rahşan Aral ile hayatını birleştirdi. Önce Ankara Hukuk Fakültesi ve sonra da Dil Tarih Coğrafya Fakültesi&#8217;ne kayıt yaptırmasına rağmen yüksek öğrenimine devam etmedi. 1946-1950 yılları arasında Londra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Verdana;color: #000000;font-size: 12px">28 Mayıs 1925 tarihinde İstanbul&#8217;da doğdu. 1944 yılında Robert Kolej&#8217;den mezun oldu. Aynı yıl içinde çalışma hayatına Basın Yayın Genel Müdürlüğü&#8217;nde çevirmenlik yaparak başladı. 1946 yılında okul arkadaşı Rahşan Aral ile hayatını birleştirdi. Önce Ankara Hukuk Fakültesi ve sonra da Dil Tarih Coğrafya Fakültesi&#8217;ne kayıt yaptırmasına rağmen yüksek öğrenimine devam etmedi. 1946-1950 yılları arasında Londra Elçiliğinin Basın Ateşeliği&#8217;nde kâtip olarak çalıştı. 1950 yılında Cumhuriyet Halk Partisi&#8217;nin yayın organı olan Ulus Gazetesi&#8217;nde çalışmaya başladı. Ulus Gazetesi, Demokrat Parti tarafından kapatılınca, Yeni Ulus ve Halkçı gazetelerinde yazar ve yazı işleri müdürü olarak görev yaptı. 1954 Ocak ayında CHP Çankaya Ocağı&#8217;na kaydoldu. 1955 yılında ABD&#8217;nin Kuzey Karolina eyaletinin Winston-Salem kentinde, The Journal and Sentinel&#8217;de konuk gazeteci olarak çalıştı. 1957&#8242;de Rockefeller Foundation Fellowship Bursu ile yeniden ABD&#8217;ye gitti. Harvard Üniversitesi&#8217;nde sekiz ay sosyal psikoloji ve Orta Doğu tarihi üzerine incelemeler yaptı. Bu sırada Ecevit&#8217;in sürekli &#8220;Hocam&#8221; diye bahsettiği Henry A. Kissinger Harvard rektörü idi. Harvard&#8217;da 1957 yılında, 1950-1960 arasından verilen antikomünizm seminerlerine sürekli Olaf Palme, Bertrand Russell gibi kişilerle katıldı. 27 Ekim 1957 seçimlerinde CHP&#8217;den milletvekili olarak siyasete girdi. Bitlis sigarası, Meclis sigarası içer, eniştesi İsmail Hakkı Okday&#8217;ın hediyesi Erika marka daktilosuyla yazardı. 1973 seçimlerinde CHP&#8217;nin seçim kampanyasında, yaşlı bir kadının &#8220;Karaoğlan nirede ha evlatlar, Karaoğlan&#8217;ı görmek istiyom&#8221; şeklindeki sorusundan sonra Karaoğlan adı CHP&#8217;liler tarafından benimsenmiş ve ilerleyen yıllarda da Türkiye&#8217;de Bülent Ecevit için kullanılmaya başlanmıştır. Seçim propagandalarında, &#8220;Karaoğlan&#8221; sıfatı söylenmeye başlandı. Ecevit, başbakanlık dönemlerinde yapılan Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında &#8220;Kıbrıs Fatihi&#8221; olarak anıldı. Abdullah Öcalan&#8217;ın yakalanışı sonrasında da, kahramanlaştırıldı. 5 Kasım 2006 tarihinde vefat etti.</p>
<hr />
<p>HAKKINDA YAZILANLAR</p>
<p>Teyze ile Prenses<br />
Mahmut Çetin<br />
Biyografi Net</p>
<p>Araştırmacı-yazar Mahmut Çetin’in yazdığı Teyze ile Prenses kitabı Biyografi Net Yayınları tarafından neşredildi.</p>
<p>Daha önce Boğaz’daki Aşiret, X İlişkiler, Perinçek ve Aydınlık Hareketi ve Kart Kurt Sesleri gibi eserlere imza atan Mahmut Çetin, son kitabı Teyze ile Prenses’i eğlenceli bir eser olarak sunuyor. Kitapta Sultan Vahdettin ile Bülent Ecevit’in, Rahşan Ecevit’le Atatürk’ün sosyal doku beraberliğine şahit oluyoruz. Doğrudan bir akrabalık ilişkisi olmasa da birbirine zıt kişilikler olarak düşündüğümüz bu ünlülerin birbiriyle dolaylı şekilde irtibatı okuyucuya hoşça vakit geçirtecek gibi görünüyor. Kitaptaki olaylar, Sultan Vahdettin’in kızı Prenses Ulviye ile Bülent Ecevit’in teyzesi Ferhande Okday etrafında gelişiyor.</p>
<p>Teyze ile Prenses bağlantı örgüsü</p>
<p>Teyze; Bülent Ecevit’in annesi Nazlı Ecevit’in büyük teyzesi Ferhande Okday.<br />
Prenses; Sultan Vahdettin’in kızı Prenses Ulviye.<br />
* Son sadrazam Tevfik Paşa’nın oğlu İsmail Hakkı Okday’ın birinci eşi Prenses Ulviye, ikinci eşi Nazlı Ecevit’in annesinin teyzesi Ferhande Hanım. Yani Bülent Ecevit; Sultan Vahdettin’in üvey kuzeni.<br />
* Refik Halid Karay, Bülent Ecevit, Engin Noyan… Üç farklı kuşaktan üç meşhur insan. Bu üç kişinin bağlantıları şöyle: Engin Noyan’ın annesinin dedesi Niyazi Halid, Refik Halid’in ağabeyi. Refik Halid’in teyzesi İsmet Hanım, Bülent Ecevit’in babaannesi.<br />
* Rahşan Ecevit ile Aydın Boysan kuzen. Boysan Ailesi’nden Mecdi Boysan, Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Atadan’ın kocası.<br />
* İsmail Hakkı Okday’ın kardeşi Şefik Okday’ın torunu Aylin Okday, Alp Yalman’ın yeğeni Ahmet Yalman’la evlenir.<br />
* İsmail Hakkı Okday’dan boşanan (Sultan Vahdettin’in kızı) Prenses Ulviye, Ali Haydar Germiyanoğlu ile ikinci evliliğini yapar.<br />
* Ali Haydar Germiyanoğlu’nun ikiz kardeşi Celalettin Germiyanoğlu’dur. Manken Billur Kalkavan, Celalettin Germiyanoğlu’nun torunu.</p>
<hr />
<p>Ecevit operasyonu</p>
<hr />
<p>Bülent Ecevit, doktor raporuyla başbakanlıktan düşürülmek istenmiş.</p>
<hr />
<p>Rahşan Ecevit: Hiç bulaşmak istemiyorum<br />
DSHP Genel Başkanı Rahşan Ecevit, mahkeme kararını Milliyet’e değerlendirirken “Ergenekon’a hiç bulaşmak istemiyorum. Çünkü Ergenekon’un ne olduğunu daha ben anlayamadım. O konuda kusura bakmayın. Hayat hikâyemi yazıyorum, o dönemi anlatıyorum” dedi. Ecevit “Eşinizin tedavisine ilişkin kaygılarınızı mahkeme ciddiye mi aldı?” sorusu üzerine de “Evet, olabilir” yanıtıın verdi.</p>
<p>Recai Birgün: Bu dönem araştırılmalı<br />
Recai Birgün ise şunları söyledi: “Hep bu dönemin incelenmesini istedim. Çünkü 2001’de bana göre Türkiye’de bir darbe olmuştu. Kasım 2002’de sona erdi süreç. Umarım mahkeme bir sonuca varabilir. Kontrole giderse çalışamaz raporu verileceği yönünde bir duyum vardı. Bunun üzerine hastaneye tekrar gitmedik. Doktorlarla tüm irtibatımızı kestik. Kimseyi suçlamıyorum ancak hiçbir doktor da dönüp ‘niye gelmediniz? Kontrolünüz vardı’ demedi. Milliyet gazetesi Ankara Temsilcisi Fikret Bila’nın yazdığı Sivil Darbe Girişimi ve Ankara’da Irak Savaşları kitabı var. Aslında mahkeme o süreci oradan okusa bile yeterli. Rahmetli Ecevit de hep ‘biz iç ve dış operasyonlarla yıkıldık’ derdi.”</p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogkf.net/bulent-ecevit1925-05-11-2006/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GHEORGHE HAGİ</title>
		<link>http://www.ogkf.net/gheorghe-hagi</link>
		<comments>http://www.ogkf.net/gheorghe-hagi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Apr 2010 13:58:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[fb]]></category>
		<category><![CDATA[futbolcu]]></category>
		<category><![CDATA[gs]]></category>
		<category><![CDATA[hagi]]></category>
		<category><![CDATA[hayat hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[romanya]]></category>
		<category><![CDATA[taraftar]]></category>
		<category><![CDATA[tribün]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogkf.net/gheorghe-hagi</guid>
		<description><![CDATA[Gheorghe Hagi 1964 yılında Romanya&#8217;da doğdu.
Galatasaray&#8217;la ilk tanışması Avrupa Sampiyon Kulupler kupası yarı finalindeydi. Genç Hagi Galatasaray&#8217;ın elenmesinde en önemli faktörlerden biri oldu. O yıllarda Galatasaray Hagi&#8217;yi transfer etmek istemişti ama Romanya&#8217;daki komünist rejimin de etkileriyle başarılı olamamıştı.Şimdi bundan yıllar geçti. Romanya&#8217;nın gelmis gecmis en iyi futbolcusu unvanını elinde tutan ve Romanya milli takımından 115. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gheorghe Hagi 1964 yılında Romanya&#8217;da doğdu.<br />
Galatasaray&#8217;la ilk tanışması Avrupa Sampiyon Kulupler kupası yarı finalindeydi. Genç Hagi Galatasaray&#8217;ın elenmesinde en önemli faktörlerden biri oldu. O yıllarda Galatasaray Hagi&#8217;yi transfer etmek istemişti ama Romanya&#8217;daki komünist rejimin de etkileriyle başarılı olamamıştı.Şimdi bundan yıllar geçti. Romanya&#8217;nın gelmis gecmis en iyi futbolcusu unvanını elinde tutan ve Romanya milli takımından 115. maçında ayrılan, Hagi Galatasarayda 3. sampiyonluğu yaşamak istiyor. Turkiye&#8217;de ikinci kez baba olan Hagi Galatasaray&#8217;a gelmeden önce FC Barcelona&#8217;da başka bir Galatasaray&#8217;lı olan Popescuyla birlikte oynuyordu.<br />
HAKKINDA YAZILANLAR<br />
Hakeme Tükürdü Yargılandı !<br />
EKONOMİSİ YÜZDE 50 KOMÜNİST, FİKRİYATI YÜZDE 100 KOMÜNİST&#8230; MAÇLARI YÖNETEN HAKEMLERİMİZ BİLE &#8221;DEVLET MEMURU&#8221; ÇIKTI !!! GALATASARAY&#8217;IN ROMEN YILDIZI HAGİ&#8217;NİN, ORTA HAKEM EROL ERSOY&#8217;A TÜKÜRDÜĞÜ İÇİN &#8221;DEVLET MEMURUNA HAKARETTEN&#8221; YARGILANMASINA BAŞLANDI !!!<br />
Mini not: Haemler yaptıkları asıl mesleklerinden dolayı değil, Federasyon yasasının 18.maddesi gereği &#8221;devlet memuru&#8217; sayılıyor.</p>
<p>Galatasaray&#8217;ın Rumen yıldızı Hagi ifade verdi Türkiye 1. Futbol Ligi&#8217;nde Galatasaray ile Gençlerbirliği arasında yapılan maçta kırmızı kart görmesinin ardından orta hakem Erol Ersoy&#8217;a hakaret ettiği gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan Rumen futbolcu Gheorghe Hagi savcılığa ifade verdi. Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;na avukat Fatih Volkan ile gelen Galatasaray&#8217;ın Rumen futbolcusu Hagi&#8217;nin, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Turgay Evsen tarafından yaklaşık 45 dakika süreyle ifadesi alındı. Hagi&#8217;nin kulüp tercümanı aracılığıyla verdiği ifadesinde, &#8221;maçta haksız yere çift sarı karttan kırmızı kart gördüğünü ileri sürerek, orta hakem Erol Ersoy&#8217;a tükürmediğini, ayağına basmadığını ve saha içerisinde de hakaret etmediğini söylediği&#8221; öğrenildi. Hagi, ifadesinin alınmasının ardından avukatı Fatih Volkan ile adliyeden ayrıldı. Soruşturma sonucunda Rumen futbolcu Hagi hakkında 3213 sayılı Futbol Federasyonu Kanunu&#8217;nun 18. maddesi gereğince hakemler devlet memuru sayıldığı için TCK&#8217;nın 266/1. maddesi uyarınca, &#8221;Devlet memuruna hakaret etmek&#8221; suçundan 2 aydan 8 aya kadar hapis cezası istemiyle dava açılabilecek. Galatasaray ile Gençlerbirliği arasında 10 Mart 2001 Cumartesi akşamı Ali Sami Yen Stadı&#8217;nda yapılan ve Galatasaray&#8217;ın 2-1 kazandığı maçta Rumen futbolcu Hagi, kırmız kart görmüştü. Kırmızı kart görmesinin ardından yaptığı hareketlerden ötürü basında yer alan görüntüler ve suç duyuruları üzerine Hagi hakkında Üsküdar ve Kızılcahamam Cumhuriyet başsavcılıklarınca soruşturma başlatılmış, her iki soruşturma da &#8221;Yetkisizlik&#8221; kararı ile maçın yapıldığı ilçenin bulunduğu Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;na gönderilmişti.<br />
öte yandan hagi galatasaray&#8217;da da önemli anılar yaşamıştı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogkf.net/gheorghe-hagi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KEMAL SUNAL(10.11.1944)-(03.07.2000)</title>
		<link>http://www.ogkf.net/kemal-sunal10-11-1944-03-07-2000</link>
		<comments>http://www.ogkf.net/kemal-sunal10-11-1944-03-07-2000#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Apr 2010 12:45:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[büyük adam]]></category>
		<category><![CDATA[filmci]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[kemal sunal]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncu]]></category>
		<category><![CDATA[sinemacı]]></category>
		<category><![CDATA[uçak]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogkf.net/?p=3992</guid>
		<description><![CDATA[



1944 yılında İstanbul&#8217;da doğdu. Vefa Lisesi&#8217;nden mezun oldu. Sanat hayatı, &#8220;Zoraki Tabip&#8221; adlı tiyatro oyunuyla başladı. 1 yıl kadar Kenterler Tiyatrosu&#8217;nda çalıştıktan sonra Devekuşu Kabare Tiyatrosu&#8217;nda görev aldı. 1973 yılında Ertem Eğilmez&#8217;in yönettiği bir filmle sinemaya adımını attı ve kalabalık kadrolu filmlerde rol almaya başladı.
Türk sinemasında başta İnek Şaban tiplemesi olmak üzere canlandırdığı pek çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: verdana; color: #000000; font-size: x-small;"><br />
</span></p>
<p><strong></p>
<hr /></strong></p>
<p><span style="font-family: Verdana; color: #000000; font-size: 12px;"><strong>1944 yılında İstanbul&#8217;da doğdu. Vefa Lisesi&#8217;nden mezun oldu. Sanat hayatı, &#8220;Zoraki Tabip&#8221; adlı tiyatro oyunuyla başladı. 1 yıl kadar Kenterler Tiyatrosu&#8217;nda çalıştıktan sonra Devekuşu Kabare Tiyatrosu&#8217;nda görev aldı. 1973 yılında Ertem Eğilmez&#8217;in yönettiği bir filmle sinemaya adımını attı ve kalabalık kadrolu filmlerde rol almaya başladı.</strong></span></p>
<p><strong>Türk sinemasında başta İnek Şaban tiplemesi olmak üzere canlandırdığı pek çok tiple sevenlerinin kalbinde taht kuran Kemal Sunal, 7&#8242;den 70&#8242;e herkesin sevgisini kazandı.</strong></p>
<p><strong>Türk sinemasının en büyük komedyenlerinden biri olan Sunal, peşpeşe çevirdiği filmlerle ticari açıdan büyük başarı kazandı. Filimlerde çoğu zaman saf,sansli ama iyi yurekli karakterlerin rollerine girdi.1974 yılında evlendi. Ali ve Ezo adlarında, biri kız diğeri erkek iki çocuğu oldu. 1977&#8242;de Antalya Film Festivali&#8217;nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü alan Sunal, oyunculuğu ve özellikle değişik tiplemesiyle Türk sinemasında komedi oyunculuğuna yeni bir soluk getirdi. 1990&#8242;lı yıllardan itibaren filmleri kesintisiz olarak televizyonlarda yayımlanmaya başladı; ama kendisi bu gösterimlerden hiç para kazanmadı.</strong></p>
<p><strong>12 Eylül öncesi dönemde yarım bıraktığı üniversiteyi, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümünü&#8217;nden mezun olarak 1995 yılında bitirdi ve yüksek lisans yapmaya başladı. Hayatı boyunca toplam 82 filmde rol aldı. 3 Temmuz 2000 tarihinde Balalayka adlı filmin çekimlerine başlamak için Trabzon&#8217;a gitmek üzere bindiği uçakta kalkıştan hemen önce geçirdiği kalp krizi sonucu hayata gözlerini yumdu.</strong></p>
<p><strong>Sinema filmleri<br />
•Propaganda (1999)<br />
•Varyemez (1991)<br />
•Koltuk Belası (1990)<br />
•Boynu Bükük Küheylan (1990)<br />
•Abuk Sabuk Bir Film (1990)<br />
•Zehir Hafiye (1989)<br />
•Talih Kuşu (1989)<br />
•Gülen Adam (1989)<br />
•Sevimli Hırsız (1988)<br />
•Uyanık Gazeteci (1988)<br />
•Polizei (1988)<br />
•İnatçı (1988)<br />
•Öğretmen (1988)<br />
•Düttürü Dünya (1988)<br />
•Bıçkın (1988)<br />
•Yakışıklı (1987)<br />
•Kiracı (1987)<br />
•Yoksul (1986)<br />
•Tarzan Rıfkı (1986)<br />
•Japon İşi (1987)<br />
•Garip (1986)<br />
•Deli Deli Küpeli (1986)<br />
•Davacı (1986)<br />
•Şendul Şaban (1985)<br />
•Şaban Papuçu Yarım (1985)<br />
•Sosyete Şaban (1985)<br />
•Gurbetçi Şaban (1985)<br />
•Katma Değer Şaban (1985)<br />
•Keriz (1985)<br />
•Atla Gel Şaban (1984)<br />
•Ortadirek Şaban (1984)<br />
•Postacı (1984)<br />
•Şabaniye (1984)<br />
•Tokatçı (1983)<br />
•Kılıbık (1983)<br />
•En Büyük Şaban (1983)<br />
•Çarıklı Milyoner (1983)<br />
•Yedi Bela Hüsnü (1982)<br />
•Doktor Civanım (1982)<br />
•Üç Kağıtçı (1981)<br />
•Kanlı Nigar (1981)<br />
•Davaro (1981)<br />
•Zübük (1980)<br />
•Gol Kralı (1980)<br />
•Gerzek Şaban (1980)<br />
•Devlet Kuşu (1980)<br />
•Korkusuz Korkak (1979)<br />
•Umudumuz Şaban (1979)<br />
•Şark Bülbülü (1979)<br />
•Dokunmayın Şabanıma (1979)<br />
•Bekçiler Kralı (1979)<br />
•Yüz Numaralı Adam (1978)<br />
•Kibar Feyzo (1978)<br />
•İyi Aile Çocuğu (1978)<br />
•Köşeyi Dönen Adam (1978)<br />
•İnek Şaban (1978)<br />
•Avanak Apti (1978)<br />
•Şabanoğlu Şaban (1977)<br />
•Sakar Şakir (1977)<br />
•Hababam Sınıfı Tatilde (1977)<br />
•Çöpçüler Kralı (1977)<br />
•İbo Güllüşah İle İbo (1977)<br />
•Tosun Paşa (1976)<br />
•Süt Kardeşler (1976)<br />
•Meraklı Köfteci (1976)<br />
•Kapıcılar Kralı (1976)<br />
•Sahte Kabadayı (1976)<br />
•Hababam Sınıfı Uyanıyor (1976)<br />
•Şaşkın Damat (1975)<br />
•Hanzo (1975)<br />
•Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı (1975)<br />
•Hababam Sınıfı (1975)<br />
•Köyden İndim Şehire (1974)<br />
•Salako (1974)<br />
•Salak Milyoner (1974)<br />
•Mavi Boncuk (1974)<br />
•Hasret (1974)<br />
•Canım Kardeşim (1973)<br />
•Oh Olsun (1973)<br />
•Güllü Geliyor Güllü (1973)<br />
•Yalancı Yarim (1973)<br />
•Tatlı Dillim (1972)<br />
•Televizyon dizileri<br />
•Bay Kamber (1996)<br />
•Şaban İle Şirin (1995)<br />
•Şaban Askerde (1993)<br />
•Saygılar Bizden (1992)</strong></p>
<p><strong>Kemal Sunal Filmleri herzaman için büyük bir zevkle izlenen ve saygı duyulan yapımlardır. <a href="http://sinemafilm-izle.blogspot.com/2008/06/kemal-sunal-filmleri.html"><span style="color: #000000;">Kemal Sunal Filmleri</span></a>  Türk televizyonlarında modası geçmeyen en önemli yapımlardan biridir. Bu yapımların birçoğu hala daha televizyonlarda sık sık gösterilmektedir.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogkf.net/kemal-sunal10-11-1944-03-07-2000/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>L.MESSİ</title>
		<link>http://www.ogkf.net/l-messi</link>
		<comments>http://www.ogkf.net/l-messi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Apr 2010 11:36:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[barcelona]]></category>
		<category><![CDATA[dünyanın en iyi futbolcusu]]></category>
		<category><![CDATA[futbolcu]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hormon yetmezliği]]></category>
		<category><![CDATA[inanılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[messi]]></category>
		<category><![CDATA[rekor]]></category>
		<category><![CDATA[tribün]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogkf.net/?p=3932</guid>
		<description><![CDATA[Lionel Messi, 24 Haziran 1987 tarihinde, İtalyan kökenli bir ailenin dördüncü çocuğu olarak Risario, Arjantin’de dünyaya geldi. Fabrika işçisi olan babası Jorge Messi, aynı zamanda Grandoli adlı yerel bir futbol klübünün de antrenörlüğünü yapıyordu. Messi, beş yaşındayken bu yerel klüpte forma giymeye başlayarak futbol hayatına atılmış oldu.
1995 yılında, Newell’s Old Boys adlı klübe transfer olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Lionel Messi, <strong>24 Haziran</strong> <strong>1987</strong> tarihinde, İtalyan kökenli bir ailenin dördüncü çocuğu olarak <strong>Risario</strong>, <strong>Arjantin</strong>’de dünyaya geldi. Fabrika işçisi olan babası <strong>Jorge Messi</strong>, aynı zamanda <strong>Grandoli</strong> adlı yerel bir futbol klübünün de antrenörlüğünü yapıyordu. Messi, beş yaşındayken bu yerel klüpte forma giymeye başlayarak futbol hayatına atılmış oldu.</p>
<p><strong>1995</strong> yılında, <strong>Newell’s Old Boys</strong> adlı klübe transfer olan Messi, burada oynarken <strong>River Plate</strong> adlı <strong>Arjantin</strong> birinci ligi takımından teklif aldı, fakat o sıralarda büyüme hormonu yetersizliği teşhisiyle tedavi görmesi gerektiği ortaya çıktı. River Plate, haftada 900 dolar tutan tedavi masraflarını ödeyecek durumda değildi; Messi’nin spor hayatı tehlikeye girmişti.</p>
<p>O dönemde Arjantin de genç yeteneklerini araştıran <strong>FC Barcelona</strong> Kulübü nün sportif direktörü <strong>Carles Rexach</strong>, Messi nin olağanustu futbol yeteneğini fark etmiş ve Messi ye tedavi masraflarını karşılamak üzere <strong>İspanya</strong> da FC Barcelona Takımı nın alt yapısında oynamasını teklif etmişti.</p>
<p>Barcelona ile beraber ilk forma giydiği maç olan <strong>Porto-Barcelona</strong> maçında yer aldığında, Messi daha 16 yaşındaydı. <strong>16 Ekim</strong> <strong>2004</strong> tarihinde, 17 yaşındayken forma giydiği <strong>Espanyol – Barcelona</strong> maçı ile, İspanya Birinci Ligi (<strong>La Liga</strong>)’nde forma giyen en genç futbolcu ünvanının sahibi oldu; bu ünvana <strong>1 Mayıs</strong> <strong>2005</strong> tarihinde, <strong>Albacete</strong>’ye gol atarak La Liga’da en genç yaşta gol atan futbolcu ünvanını da ekledi.</p>
<p><strong>2005</strong>-<strong>2006</strong> sezonunda Barcelona, Messi’nin kontratını değiştirdi; yeni kontratı ona <strong>2014</strong> yılına kadar bu klüpte oynama şansı ve de daha iyi bir kazanç sağlıyordu. <strong>26 Eylül</strong> <strong>2005</strong> tarihinde, Messi İspanyol vatandaşlığına kabul edildi. Onyedi lig maçında yeşil sahalarla buluşan ve bu maçlarda toplamda altı gol atarak tamamlayan genç futbolcu, sağ uyruğunda oluşan kas yırtılması nedeniyle 7 Martta sahalara veda ederek sezonu yarıda kapatmak zorunda kaldı.</p>
<p><strong>2006</strong>-<strong>2007</strong> sezonu başında kendisine ilk 11’de sağlam bir yer edinen Messi, genç yaşına rağmen oynadığı 26 maçta toplam 14 gol atarak takımdaki yerini sağlamlaştırdı. Fakat şanssızlıklar genç oyuncunun peşini bırakmıyordu, bu sezonda da metatarsal kemiğini kırarak üç ay kadar sahalardan uzak kalmak zorunda kaldı. Sakatlığının sona ermesinin ardından sahalara ilk döndüğü maç olan <strong>Barcelona-Real Madrid</strong> maçında üç gol birden atarak <strong>İspanyol Ligi</strong>’nde en genç yaşta hat-trick yapan futbolcu olarak tarihe geçti. Bu sezondaki başarılı performansı, otoriteler ve taraftarlar tarafından “<strong>Yeni Maradona</strong>” olarak anılmasına yol açtı.</p>
<p><strong>2007</strong>-<strong>2008</strong> sezonunda bir haftada beş gol atarak ulaşılması zor bir skora imza attı. Aynı sezon içerisinde, en iyi forvet oyuncusu olarak <strong>FIFPro Dünya En İyi Onbiri</strong> ödülünün sahibi olan Messi, <strong>Marca</strong> adlı İspanyol gazetesinin yaptığı ankette, halkın yüzde 77’sinin oylarını kazanarak olarak seçildi. Maalesef sakatlıklar genç futbolcunun peşini gene bırakmıyordu, sezonun sonlarına doğru kas yırtılması sonucunda altı hafta süre ile yeşil sahalardan uzak kalmak zorunda kalan Messi; üç yıl içerisinde dördüncü kez sakatlanarak sevenlerini üzdü.</p>
<p><strong>2008</strong>-<strong>2009</strong> sezonu başında <strong>Ronaldinho</strong>’nun takımdan ayrılması ile beraber Messi, 10 numaralı formanın sahibi oldu. Bu sezonda, kariyerinin şu ana kadar olan en yüksek skorlarını gerçekleştiren genç futbolcu, oynadığı 31 maçta 23 gol ve 11 asist ile oynayarak ligin en skorer isimleri arasına girmeyi başardı. <strong>2009 Avrulpa Şampiyonlar Ligi Kupası</strong>’nı Barcelona kazanırken, Messi attığı 9 gol ile turnuvanın en çok gol atan futbolcusu oldu ve de <strong>2009</strong> yılı <strong>UEFA Yılın Oyuncusu</strong> ödülünü kazandı.</p>
<p>Messi, uluslararası arenada <strong>Arjantin Milli Takımı</strong>’nın formasını giymekte. <strong>Dünya Kupası</strong>’nda hiç golü olmayan futbolcu, 59’u lig, 11’i kupa, 18’i Avrulpa Şampiyonalarında olmak üzere toplam olarak 88 gol kaydetti. Kariyeri boyunca 115’i lig, 19’u kupa ve 38’i Avrulpa Şampiyonaları’nda toplam 172 maçta forma giydi ve 42 asiste imzasını attı.</p>
<p>Messi halen Barcelona formasını giymekte ve 2010 yılında evlenmeyi planladığı <strong>Antonella Roccuzzo</strong> adlı Arjantin’li bir kız arkadaşı bulunmakta. <strong>Adidas</strong>’ın sponsor olduğu profesyonel golcü, aynı zamanda <strong>Pro Evolution Soccer 2009</strong> ve aynı oyunun <strong>2010</strong> versiyonunun açılış videolarında yer alarak şöhretini değerlendirmeye devam ediyor.ve hala dünyanın en iyi futbolcuları arasında.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogkf.net/l-messi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Soner Sarıkabadayı Kimdir, Hayat Hikayesi, Fotoğrafı, Biyografisi</title>
		<link>http://www.ogkf.net/soner-sarikabadayi-kimdir-hayat-hikayesi-fotografi-biyografisi</link>
		<comments>http://www.ogkf.net/soner-sarikabadayi-kimdir-hayat-hikayesi-fotografi-biyografisi#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Feb 2010 17:05:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[Soner Sarıkabadayının hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Soner Sarıkabadayının okuduğu üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[Soner Sarıkabadayının resmi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogkf.net/?p=3430</guid>
		<description><![CDATA[
Soner Sarıkabadayı Kimdir, Hayat Hikayesi, Fotoğrafı, Biyografisi
Kahramanmaraşta 8 Aralık 1978&#8242;te doğmuştur. Liseye kadar eğitimini Mersinde tamamlamıştır.
Yıldız Teknik Üniversitesi İktisat Bölümü’nde okurken klasik gitar dersleri almaya başlayan SARIKABADAYI, aynı yıl sınavlara girip Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Klasik Gitar Bölümü’nü kazanmış ve 2008 yılında bu bölümden mezun olmuştur.
Şarkı yazarı… İnandığına inanan… Unutmayıp; kabul etmeyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img519.imageshack.us/img519/8049/sonersarikabadayi1.jpg" alt="Soner Sarıkabadayı Kimdir, Hayat Hikayesi, Fotoğrafı, Biyografisi" /><br />
Soner Sarıkabadayı Kimdir, Hayat Hikayesi, Fotoğrafı, Biyografisi<br />
Kahramanmaraşta 8 Aralık 1978&#8242;te doğmuştur. Liseye kadar eğitimini Mersinde tamamlamıştır.<span id="more-3430"></span></p>
<p>Yıldız Teknik Üniversitesi İktisat Bölümü’nde okurken klasik gitar dersleri almaya başlayan SARIKABADAYI, aynı yıl sınavlara girip Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Klasik Gitar Bölümü’nü kazanmış ve 2008 yılında bu bölümden mezun olmuştur.</p>
<p>Şarkı yazarı… İnandığına inanan… Unutmayıp; kabul etmeyi kendisine ilke edinen Soner SARIKABADAYI, bir Perihan’ın ve bir Zafer’in kardeşi, bir Güngör’ün ve bir Hasan’ın oğludur.</p>
<p>“Saygı ve sevgi kendisini hak eden herkesi bulacaktr.”<br />
Soner SARIKABADAYI</p>
<p>Resmi Sitesi: http://www.sonersarikabadayi.com</p>
<p>Eserleri:</p>
<p>Bu Böyle (Serab Erener)<br />
Uçurum, Sallana Sallana, Herşeyi Yak, İki Medeni İnsan, (Murat Boz)<br />
Kasaba, La Fontaine (Murat Dalkılıç)<br />
Mantık Evliliği (Demet Akalın)<br />
Anladın Sen Onu (Sibel Can)<br />
Vesile (Gönen)<br />
İnşallah, İsabet Olmuş (Altay)<br />
Yeminliyim Tövbesi Yok (Alişan)<br />
Annem Kızıyor, Aşka Nezaket, Pembe (Berdan Mardini)<br />
Gitarist, Gümbür Gümbür, Güller Benim, Nazar, Alev Alev (Tarık)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogkf.net/soner-sarikabadayi-kimdir-hayat-hikayesi-fotografi-biyografisi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ceynur Kimdir, Kaç Yaşındadır, Biyografisi ve Hayat Hikayesi</title>
		<link>http://www.ogkf.net/ceynur-kimdir-kac-yasindadir-biyografisi-ve-hayat-hikayesi</link>
		<comments>http://www.ogkf.net/ceynur-kimdir-kac-yasindadir-biyografisi-ve-hayat-hikayesi#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Feb 2010 16:59:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[ceynur resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[ceynurun resmi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogkf.net/?p=3428</guid>
		<description><![CDATA[Ceynur, İstanbulda 3 Nisan 1978&#8242;de doğdu. Küçüklükten itibaren müziğe ilgi duydu. Ortaokula giderken pop show programına katıldı.

 Bunu takip eden “Milliyet Liselerarası Müzik Yarışması”nda “En İyi Kız Solist” dalında birincilik elde etti. Üniversite eğitimine devam ederken katıldığı “2001 Eurovision Şarkı Yarışması”nda Türkiye finallerinde 2. Olan şarkıcı, 2000-2009 seneleri arasında da seçkin davetlerde sahne alan bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ceynur, İstanbulda 3 Nisan 1978&#8242;de doğdu. Küçüklükten itibaren müziğe ilgi duydu. Ortaokula giderken pop show programına katıldı.<span id="more-3428"></span><br />
<img src="http://img402.imageshack.us/img402/8296/ceynur2.jpg" alt="Ceynur Kimdir, Kaç Yaşındadır, Biyografisi ve Hayat Hikayesi" /><br />
 Bunu takip eden “Milliyet Liselerarası Müzik Yarışması”nda “En İyi Kız Solist” dalında birincilik elde etti. Üniversite eğitimine devam ederken katıldığı “2001 Eurovision Şarkı Yarışması”nda Türkiye finallerinde 2. Olan şarkıcı, 2000-2009 seneleri arasında da seçkin davetlerde sahne alan bir orkestranın solistliğini yaptı.</p>
<p>Yaklaşık 2 senedir hazırlıkları suren “Aşk, Yağmur ve Çikolata” isimli albümünün müzik direktörlüğünü ve prodüktörlüğünü “Erkin Arslan” üstlendi. Albümün ortak yapımcılığını “Ömer Ahunbay ve Ahmet Çelenk, Jinglehouse &#038; DSM etiketleriyle gerçekleştirdiler.</p>
<p>İçinde 9 şarki bulunan albümde Erkin Arslan, Burak Ekinil, Şebnem Özberk, Dolgunberik ve Gaye Biçer, söz ve besteleriyle yer alıyorlar. Albümün çıkış şarkisi olan “Yağmur”a, Murat Onbul yönetmenliğinde klip çekildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogkf.net/ceynur-kimdir-kac-yasindadir-biyografisi-ve-hayat-hikayesi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cem Yılmaz Kimdir, Biyografisi</title>
		<link>http://www.ogkf.net/cem-yilmaz-kimdir-biyografisi</link>
		<comments>http://www.ogkf.net/cem-yilmaz-kimdir-biyografisi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Dec 2009 23:34:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[cem yılmazın boyu]]></category>
		<category><![CDATA[cem yılmazın filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[cem yılmazın hayat hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[cem yılmazın hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[cem yılmazın hayatı vikipedi]]></category>
		<category><![CDATA[cem yılmazın son filmi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogkf.net/?p=2915</guid>
		<description><![CDATA[
Cem Yılmaz 23 Nisan 1973 yılında dünya&#8217;ya gelmiştir.
Lise öğrenimi Etiler Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi&#8217;nde görmüştür. Boğaziçi Üniversitesi Turizm ve Otel Yönetimi bölümünde okurken, bir mizah dergisi olan Leman&#8217;da karikatür çizmeye başladı. İlk gösterisini Mayıs, 1995&#8242;de &#8220;Leman Kültür Merkezinde&#8221; yaptı. Gösterilerine Beşiktaş Kültür Merkezi&#8217;nde devam etti. Bu gösteriler sırasında binlerce kişinin ilgisini çekmeyi başardı.
Sinema [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.hadigel.net/biyografi/resim/cemyilmaz.jpg" alt="Cem Yılmaz Kimdir, Biyografisi" /><br />
Cem Yılmaz 23 Nisan 1973 yılında dünya&#8217;ya gelmiştir.<br />
Lise öğrenimi Etiler Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi&#8217;nde görmüştür. Boğaziçi Üniversitesi Turizm ve Otel Yönetimi bölümünde okurken, bir mizah dergisi olan Leman&#8217;da karikatür çizmeye başladı. İlk gösterisini Mayıs, 1995&#8242;de &#8220;Leman Kültür Merkezinde&#8221; yaptı. <span id="more-2915"></span>Gösterilerine Beşiktaş Kültür Merkezi&#8217;nde devam etti. Bu gösteriler sırasında binlerce kişinin ilgisini çekmeyi başardı.</p>
<p>Sinema kariyeri 1998&#8242;de vizyona giren &#8220;Herşey Çok Güzel Olacak&#8221; Altan ile başlayarak, Vizontele Fikri, Organize İşler Müslüm Duralmaz ve Ramon filmlerindeki rollerle devam etti. Bunun yanında Hokkabaz adlı filmi de diğer filmlerden biraz farklı olarak dakika başına güldürmeyecek ama zaten konusu o kadar güldürüye dayanmayan bir film olarak vizyona çıkarıldı. Yüksek bütçeli bilim kurgu, komedi filmi G.O.R.A., 2004&#8242;de ve A.R.O.G 2008&#8242;de gösterime girdi. Filmin senaryosunu yazan Cem Yılmaz, filmde 4 ayrı karakteri canlandırmıştır.</p>
<p>Çeşitli reklam filmlerinde de oynamıştır.İlk olarak Panasonic marka cep telefonlarının reklam filmlerinde oynamıştır.Daha sonra askere gitmeden önce, içinde askere gitmeyi de konu eden Mavi Jeans reklamlarında oynadı.Bundan sonra sırasıyla, Telsim reklamlarında, Doritos, Opet ve Türk Telekom reklamlarında oynadı.</p>
<p>Kaynak: wikipedia</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogkf.net/cem-yilmaz-kimdir-biyografisi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Seda Bakan Kimdir, Biyografisi ve Fotoğrafları</title>
		<link>http://www.ogkf.net/seda-bakan-kimdir-biyografisi-ve-fotograflari</link>
		<comments>http://www.ogkf.net/seda-bakan-kimdir-biyografisi-ve-fotograflari#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 16:39:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[güneş biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[makber güneş]]></category>
		<category><![CDATA[makber güneş biyografi]]></category>
		<category><![CDATA[seda bakan adanalı]]></category>
		<category><![CDATA[seda bakan hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[seda bakan hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[seda bakan makber]]></category>
		<category><![CDATA[seda bakan resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[seda bakan vikipedi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ogkf.net/?p=2847</guid>
		<description><![CDATA[Kendi dilinden özgeçmişi; 10 Ekim 1985 doğumluyum. Anneannem Selanik Dramalı, Darıca’ya gelmişler, Darıca’dan Bolu’ya, Bolu’dan Ankara’ya yerleşmişler. Baba tarafım ise Saraybosna, Bosna Hersekli…Bir ağabeyim var, Antalya’da askerlik yapıyor.
Sakarya Üniversitesi’nde ‘dış ticaret’ okudum ama ölümdü benim için. Dersaneye giderken bile annemle babamı karşıma alıp, “Siz beni en iyisi konservatuvara yollayın” diyordum. Annem ise geçimini oyunculukla sağlayamayacağıma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kendi dilinden özgeçmişi; 10 Ekim 1985 doğumluyum. Anneannem Selanik Dramalı, Darıca’ya gelmişler, Darıca’dan Bolu’ya, Bolu’dan Ankara’ya yerleşmişler. Baba tarafım ise Saraybosna, Bosna Hersekli…Bir ağabeyim var, Antalya’da askerlik yapıyor.<span id="more-2847"></span><br />
Sakarya Üniversitesi’nde ‘dış ticaret’ okudum ama ölümdü benim için. Dersaneye giderken bile annemle babamı karşıma alıp, “Siz beni en iyisi konservatuvara yollayın” diyordum. Annem ise geçimini oyunculukla sağlayamayacağıma inanıyordu.<br />
<img src="http://img115.imageshack.us/img115/51/sanamecburum3nh5yz0.jpg" alt="" /><br />
<img src="http://img70.imageshack.us/img70/4894/kanaldjune19220659mpg00dw4.jpg" alt="" /><br />
<img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4334623.jpg" alt="" /><br />
<img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4334622.jpg" alt="" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ogkf.net/seda-bakan-kimdir-biyografisi-ve-fotograflari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
